Kendinizi sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Antrenmanlarda eskisi gibi güç üretemiyor, diyet yapmanıza rağmen kilo vermekte zorlanıyor ve kış ayları gelir gelmez hemen hastalanıyor musunuz? Cevabınız evetse, suçlu büyük ihtimalle kan tahlilinizde gizli olan sinsi bir eksikliktir: D Vitamini.
Adına "vitamin" denilmesine aldanmayın; o aslında vücudumuzdaki hücrelerin neredeyse tamamında reseptörü (alıcısı) bulunan, testosteron üretiminden yağ yakımına kadar her şeyi yöneten güçlü bir steroid hormondur. Ancak bugünlerde güneşlenmek bile bu ihtiyacımızı karşılamaya yetmiyor.
Gelin bu mucizevi molekülü, D3K2 ayrımını, kilo alıp vermedeki rolünü ve toksisite (zehirlenme) efsanelerini bilimsel verilerle inceleyelim.
D vitamini, yağda çözünen ve vücudun kalsiyum ve fosfor emilimini sağlayan hayati bir prohormondur. Kemik sağlığı denince akla gelse de fitness ve genel sağlık üzerindeki etkileri çok daha derindir:
Sıklıkla "Güneşe çık, D vitamini alırsın" denir. Peki bu nasıl olur?
Güneşin UVB ışınları cildimize temas ettiğinde, cildimizin alt tabakasında bulunan bir tür kolesterole (7-dehidrokolesterol) çarpar. Bu çarpışma sonucunda kimyasal bir reaksiyon başlar ve vücut kendi D vitaminini sentezler.
İşte bu yüzden, yaz ortasında bile olsanız, plajda saatlerce güneşlenmediğiniz sürece kan değerleriniz büyük ihtimalle eksiklik sınırındadır.
Eczaneye gidip sıradan bir D vitamini (Sadece D3) aldığınızı varsayalım. D3 vitamini görevini mükemmel yapar: Bağırsaklarınızdaki kalsiyumun emilmesini ve kana karışmasını sağlar. Ancak sorun tam burada başlar.
Kana karışan o kalsiyumun nereye gideceğini kim söyleyecek? Eğer kalsiyum gidip damar çeperlerinize, yumuşak dokulara veya böbreklerinize yerleşirse; damar tıkanıklığı veya böbrek taşı gibi ciddi sorunlar (Kalsifikasyon) yaşarsınız.
D3 Vitamini inşaat ustasıdır: Tuğlaları (Kalsiyumu) kamyondan indirip şantiyeye (kana) yığar.
K2 Vitamini ise şantiye şefidir: Kalsiyuma "Damarlarda durma, senin yerin kemikler ve dişler!" diyerek ona yön verir.
Bu yüzden D vitaminini mutlaka K2 vitamini ile birlikte (D3K2 formunda) almalıyız. Böylece kalsiyum damarlarda birikmez, doğrudan kemiklere ve dişlere taşınarak sağlığımıza hizmet eder.
D vitamini eksikliğinin en belirgin belirtileri; sabahları zor uyanma, kronik yorgunluk, nedensiz kemik/eklem ağrıları ve depresif ruh halidir. Peki ya kiloya etkisi?
D vitamini sihirli bir şekilde yağ yakan bir molekül değildir. Ancak araştırmalar net bir şekilde gösteriyor ki: D vitamini eksikliği obezite ve insülin direnci ile doğrudan ilişkilidir. Eksikliğinde hücresel metabolizmanız yavaşlar, enerji seviyeniz düştüğü için gün içinde daha az hareket edersiniz ve insülin hassasiyetiniz bozulduğu için vücudunuz yağ depolamaya daha meyilli hale gelir.
D vitamini "yağda çözünen" bir vitamindir. Bu, vücuttaki yağ hücrelerinin D vitaminini sünger gibi emip içine hapsettiği anlamına gelir.
Vücut yağ oranınız ne kadar yüksekse, kanınızda serbestçe dolaşabilen ve kullanıma hazır D vitamini miktarı o kadar az olur. Bu nedenle, kilolu bireyler (yağ oranı yüksek kişiler), ideal kilosunda olan birine göre kan seviyelerini normale çekmek için 2 ila 3 kat daha yüksek dozda D vitamini takviyesine ihtiyaç duyarlar.
Her şeyin fazlası zarardır ve D vitamini de yağda depolandığı için vücuttan idrarla kolayca atılamaz (C veya B vitamini gibi değildir). D vitamini toksisitesine (Hipervitaminöz D) yakalandığınızda, kanınızda aşırı miktarda kalsiyum birikir (Hiperkalsemi). Bu durum mide bulantısı, kusma, böbrek taşı, kalp ritim bozuklukları ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.
İnternette "D vitamini zehirler" diyerek korku yayanların aksine, toksik seviyelere ulaşmak aslında çok zordur. Güneşte fazla kalarak veya somon yiyerek D vitamini zehirlenmesi yaşayamazsınız; vücut kendi üretimini bir noktada otomatik olarak durdurur. Toksisite sadece inanılmaz derecede yüksek mega doz takviyeleri aylarca yanlış kullandığınızda ortaya çıkar.
Günde 1.000 ile 4.000 IU arasında alınan standart koruma dozları toksisiteye neden olmaz. Ancak en doğrusu, kan tahlili yaptırarak doktorunuzun belirlediği miligramlarda (tercihen D3K2 formunda) takviye almaktır.
D vitamini, modern kapalı yaşam tarzımızın bizden çaldığı en değerli sağlık moleküllerinden biridir. Antrenmanlardan verim almak, kemiklerinizi güçlendirmek, kış aylarını hastalanmadan atlatmak ve yağ yakım sürecinize hücresel bir destek sağlamak için kan değerlerinizi kontrol ettirmeli ve eksiklik durumunda doktor onayıyla mutlaka bir D3K2 takviyesi kullanmalısınız.
Hedefinize (yağ yakımı, kas gelişimi veya sıkılaşma) ulaşmak sadece ağırlık kaldırmakla bitmez. Eksik vitaminleriniz, yanlış kalori hesabınız ve rastgele antrenmanlarınız ilerlemenizi durduruyor olabilir.
Tüm değişkenlerin size özel, bilimin ışığında hesaplandığı profesyonel bir sistemle çalışarak zaman kaybetmeden hayalinizdeki vücuda kavuşun.
Uzaktan Eğitim Programımıza Katılın